Orman İşçilerinin Çalışma Koşullarından Kaynaklı Risk Faktörleri

Orman İşçilerinin Çalışma Koşullarından Kaynaklı Risk Faktörleri Üzerine Bir İnceleme

Dünyamızın önemli doğal kaynaklarından biri olan ormanlar, sahip oldukları özelliklerden dolayı, birçok etkinlik alanını bir başka deyişle çalışma biçimini içinde barındırmaktadır. Bu alandaki çalışmalar, genel olarak, orman yetiştirme, kesme-tomruklama, orman ürünlerinin taşınması, depolanması, orman ürünü hasat çalışmaları, pazarlama ve satış, orman koruma başlıkları altında toplanmaktadır. Ormanlardan yararlanma insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahip bulunmaktadır. Önceleri geçimlik yaşam faaliyetleri- yiyecek, yakacak ve yapı malzemeleri- için ormanlardan yararlanma ağırlıklı bir unsur olarak karşımıza çıkarken, sanayileşme ile birlikte yaşanan değişim çerçevesinde ticari amaçlar için ormanlardan yararlanma oranının hızlı bir biçimde artması, dünyadaki orman rezervlerinin önemli ölçüde azalmasına neden olmuştur. Dünyadaki orman r ezervlerinin azalmasında ticari amaçlar ile ormanlardan yararlanmanın yanı sıra, doğal afetler ya da insan eliyle çıkarılan yangınlar da etkili olmaktadır. Bu azalmanın önüne geçebilmek amacıyla, gelişmiş ülkeler, ormanların büyüme oranının altında kalan bir oranda ormanlardan yararlanma ilkesini benimsemişlerdir. Ancak benzer bir ilke, gelişmekte olan ülkeler için söz konusu değildir.i
Ormanlar, ülke ekonomileri açısından önemli bir doğal kaynak niteliğindedir. Ekonomik açıdan en önemli orman ürünü olan odun ve oduna dayalı sanayi ürünlerinin üretiminde gelişmiş ülkeler, her ne kadar orman rezervleri gelişmekte olan ülkelere göre az da olsa, daha fazla bir üretim payına sahip bulunmaktadırlar. Gelişmekte olan ülkelerde ise, odun ürünleri ağırlıklı olarak yakacak madde olarak kullanılmaktadır. Bu durum, 1991 yılı itibariyle dünya orman ürünlerinin toplam değerinin 96.000 milyon Amerikan doları olurken, ormana dayalı yan sanayi ürünlerinin değerinin 322.000 milyon Amerikan doları olduğu göz önüne alındığında, gelişmekte olan ülkeler açısından çok ciddi bir endüstri ve ekonomik kaybın olduğunu göstermektedir.iiOrmanları, sadece bir ülkenin ekonomisine yaptığı katkılar ile değerlendirme olanağımız bulunmamaktadır. Ormanların, canlı yaşamı için doğal bir ortam sunması, iklim ve su rejimleri için dengeleyici konumda olması, oksijen kaynağı sunması, erozyon,sel ve çığ tehlikelerini azaltması gibi ekonomik terimler içinde ifade edilemeyecek yaşadığımız çevre için sayısız yararı bulunmaktadır. Bir ülkenin bugünü ve geleceği için hayati bir yere sahip olan ormanlarının öneminden hareketle bu çalışmamızda, ormancılık işkolunda çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından ne tür risklerle karşı karşıya olduklarını ve bu riskleri önleme ve/veya minimize etme doğrultusunda ne tür politika ve eylem programları oluşturulması gerektiğini, sektördeki istihdam yapısı ve çalışma koşulları çerçevesinde analiz etmeye çalışacağız.



  1. Çalışma Yaşamının Genel Özellikleri Açısından Ormancılık İşkolu ve Ortaya Çıkan Riskler:

Ormancılık işkolunun çalışma yaşamı açısından gösterdiği önemli bir özellik, ücretli istihdama ilişkin tam ve doğru bilgiye ulaşmanın çok güç olmasıdır. Bu sektörde çalışanların büyük bir bölümünün kendi hesabına çalışan statüsünde olması, işin mevsimlik niteliği, ülkemizde de olduğu gibi ormancılık faaliyetlerinin tarım sektörü içinde değerlendirilmesi ve özellikle de gelişmekte olan ülkelerde sektörde çalışmanın ücretli iş statüsünün ötesinde geçimlik faaliyet için olması, bu sektörde çalışan kişi sayısının tam olarak değerlendirilememesinin temel nedenleridir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Ocak 2004 verilerine göre, 2004 yılında Türkiye’de tarım, ormancılık, avcılık ve balıkçılık işkolunda çalışan işçi sayısı toplamı 114.736 kişidir. Sektördeki toplam işyeri sayısı ise, 4.969’dur. Sektörde işletmelerin yaklaşık %88’i, iş sağlığı ve güvenliği açısından risk yüzdesi yüksek olan, 50’den az işçi çalıştıran işyerlerinden oluşmaktadır. İşletmelerin 1.463’ü kamu, 3.506’sı özel sektörde yer almaktadır. Küçük işletmeler ağırlıklı olarak özel sektörde yer alırken, büyük işletmelerin genel olarak kamu sektöründe toplandığı görülmektedir. Ocak 2004 itibariyle, tarım, ormancılık, avcılık ve balıkçılık işkolunda, 121.046 işçi sendika üyesidir. Bu rakama göre, sektörde sendikalaşma oranı %105’dir. Ancak Çalışma Bakanlığı’nın, Çalışma Hayatı İstatistikleri kapsamında sunduğu sendikalı işçi sayısına ilişkin veriler gerçekte olduğundan çok daha fazla bildirilmesi nedeniyle ihtiyatla kullanılması gereken verilerdir. Türkiye’de sendikalaşma oranı bu verilerden çok daha düşük düzeyde seyretmektedir. Sendikalaşma oranını göstermesi açısından, toplu iş sözleşmelerinin kapsadığı işçi sayısı literatürde daha çok kabul edilen bir göstergedir.Yine Çalışma Bakanlığı verilerine göre, Haziran 2004 itibariyle, tarım, ormancılık, avcılık ve balıkçılık işkolunda bağıtlanan toplu iş sözleşmelerinin kapsadığı toplam işçi sayısı 52.297’dir. Bu rakam için, gerçekte sendika üyesi olmamakla birlikte, sendikaya dayanışma aidatı ödeyerek, toplu iş sözleşmesinden yararlanan kişiler de bulunmaktadır. Kamu sektörü içinde yer alan işletmelerde sendikalı işçi sayısı daha yüksektir. Ancak, kamu sektörünün uygulanan ekonomik politikalar sonucu giderek küçülmesi ve bu sektörde artan alt-işveren(taşeron) uygulamalar, kamu sektöründe de sendikalaşma önünde bulunan önemli engellerdir. Sendikalı işçi sayıları, cinsiyete göre de farklılık göstermektedir. Sektördeki, sendikalı işçilerin 101.307’si erkeklerden, 19.739’u kadınlardan oluşmaktadır. Kamu sektöründe çalışan kadınlar arasında sendikalaşma oranı daha yüksektir. Kamu sektöründe olan sendikalı kadın sayısı 15.425, özel sektörde bulunan sendikalı kadın sayısı, 4.514’düriii.Sektörün doğası gereği erkek egemen bir sektör olmasına karşın, özellikle kadın ve çocukların geçimlik istihdam olarak adlandırılan yakacak toplama işlerinde ücretsiz aile işçiliği çerçevesinde çalıştığı da bir gerçektir. Sektörde örgütlenme düzeyinin düşüklüğü berberinde ciddi riskleri de beraberinde getirmektedir. Sektörde çalışma mevsiminin ortalama 4-5 ay olması, ücret belirleme sisteminin genel de parça başı, ülkemizde ise birim fiyat üzerinden oluşması, işçi aracıları tarafından oluşturulan gruplar içinde çalışanların, ücretlerinin belli bir bölümünü bu aracılara vermesi, çalışma yaşamı açısından ciddi sıkıntılar oluşturmaktadır. Sektörün sergilediği özelliklerden dolayı, sektöre yönelik denetim faaliyetlerinin gerçekleşmesinde yaşanan güçlükler, söz konusu risk faktörlerini arttırırken, bunların süreklilik kazanmasında da etkili olmaktadır.


Yukarıda sıraladığımız istatistikler sadece kayıt-içi sektörde yer alan işletmelerdeki istihdam sayısına ilişkin verileridir. Ülkemizdeki kayıt-dışı sektörün büyüklüğü göz önüne alındığında, sektördeki işçi sayısının çok daha yüksek olduğu tahmin edilmektedir. Ormancılık sektöründe çalışan işçileri, istihdam biçimlerine göre, tam zamanlı ve mevsimlik işçi- geçici işçi olmak üzere iki ana kategori altında toplamak olanaklıdır. Bu sınıflandırma altında, 2000 yılı itibariyle, ormancılık işkolunda 2500 daimi işçi ve 73.000 geçici nitelikli mevsimlik işçi çalışmaktadır.ivSektörde, istihdam biçimi açısından farklılaşma, taşeron işçi, geçici ve mevsimlik işçi, başta iş sağlığı ve güvenliği olmak üzere, diğer tüm sosyal haklara erişim açısından ciddi bir risk faktörü durumundadır. Özellikle geçici nitelikli ve taşeron işçilerin iş değiştirme hızının yüksek olması, hem sektörde iş güvencesi hem de işçilerin nitelik ve deneyim kazanması açısından ciddi bir risk faktörü konumundadır.


Orman işçileri uzun yıllar, İş Kanunu’nun kapsamı dışında kalmışlardır. Bu durum, Temmuz 2003 yürürlüğe giren 4857sayılı İş Yasa ile değiştirilerek, elliden fazla işçi çalıştıran işyerlerindeki orman işçileri yasa kapsamı altına alınarak elliden az işçi çalıştıran orman işletmeleri yasanın kapsamı dışında bırakılmıştır. Ancak söz konusu düzenleme, sektördeki küçük işletmelerin yaygınlığı göz önüne alındığında, çalışma hakları açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilecek nitelikte değildir. Sosyal güvence açısından ise çalışanların durumu, istihdam statülerine göre, farklılaşmaktadır. Bir işverene bağlı olarak ücretli çalışanlar, SSK kapsamında değerlendirilirken, bağımsız çalışanların sosyal güvencesi, 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanların Sosyal Güvence Yasası Kapsamında Bağ-Kur tarafından sağlanmaktadır. Bu parçalı yapı, aynı risk altında olan kişilere farklı güvence düzeyleri sunulması açısından hakkaniyet açısından olumsuz bir tablonun ortaya çıkarmaktadır. Özel olarak ormancılık sektöründe, genel olarak tarım sektöründe çalışanların sosyal güvenliği tam olarak sağlanamamakta, yapılan düzenlemeler bir bütünlükten çok farklılaşmayı beraberinde getirmektedir. Bu sonucun ortaya çıkmasının temel nedeni ise, sektörde çalışmanın mevsimlik niteliğinin ağır basması, istihdam statülerinin birbirine geçişken oluşu nedeniyle, sigortanın kuruluş ve yönetimini engelleyen birçok sorunun olmasıdır.

Ormancılık işkolunda, kamu istihdamı içinde yer alan orman işçileri, özel sektör istihdamı içinde yer alanlara oranla göreli bir güvenceye sahip olsalar da, sektörün doğasında bulunan bir takım dezavantajlı unsurları bu kişilerde taşımaktadır. Genel olarak sendikalaşmanın düşük olması, ücretlerin düşüklüğü, istihdam sürelerinin kısa olması temel olumsuzluklar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sektörde işsizlik sürelerinin uzun sürmesi, çeşitli stress faktörlerine bağlı olarak sonraki istihdam süreleri üzerinde de çalışanların, fiziksel ve ruhsal sağlığı açısından olumsuz sonuçlar ortaya çıkarabilmektedir.vİstihdamın mevsimlik niteliği, prim ödeme gün sayısının az olmasına dolayısıyla SSK kapsamında prim ödeme gün sayısına bağlı olarak değişen çeşitli yardımlardan yararlanamamaya neden olmaktadır.


Sektörde genel olarak çalışma yaşamına ilişkin bu olumsuz tablo, başta iş sağlığı ve güvenliği olmak üzere çalışanlar açısından risk potansiyelini yükselten bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.

II.Ormancılık Sektöründe İş Sağlığı Güvenliği:


Genel olarak sektördeki ciddi yaralanma ve ölümle sonuçlanan iş kazaları değerlendirildiğinde, bu kazaların özellikle ağaç kesim ve toplama işlerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Özellikle Akdeniz ülkelerinde yangın da önemli bir kaza faktörü olarak karşımıza çıkarken, ormanlara ulaşımda yaşanan kazalar da sektörde ortaya çıkan iş kazalarında önemli bir yer oluşturmaktadır.Vücutta kazaya en fazla maruz kalan bölgeler; bacak, ayak, sırt ve eller olmaktadır. Kesik, yara, kırık ve berelenmeler ise en yoğun görülen kaza sonuçlarıdır. Sadece işin doğası ve teknolojisi değil, yukarıda sıraladığımız istihdam özellikleri de risk yaratan faktörlerdir. Yapılan çalışmalar; geçici ve taşeron işçilerin, tam zamanlı ve güvenceli istihdam biçimlerinde yer alan işçilere göre daha yüksek oranda kazaya maruz kaldığını göstermektedir.viSektörde çalışmanın kendine özgü doğasından kaynaklanan riskleri şu şekilde sınıflandırarak incelemek olanaklıdır:

RİSK FAKTÖRLERİ KARŞILAŞILAN ÖNCELİKLİ RİSKLER
I.FİZİKSEL
RİSK FAKTÖRLERİ
vii
 


a.İklim Koşullarından Kaynaklı Risk Faktörleri


– Aşırı sıcak ve soğuk havada çalışmanın vücut üzerinde yarattığı çeşitli olumsuz etkiler

 


– Hava koşullara bağlı mahsur kalma sonucu yaralanma ve
ölümler


b. Gürültü ve Titreşimden Kaynaklı Risk Faktörleri


– Duyu bozuklukları, beyaz parmak
hastalığı-Raynoudviii-,
kol kaslarında güç kaybı, eklem zedelenmeleri, dolaşım
bozuklukları


c. Tozlar


– Tozlara yoğun bir biçimde sunuk kalma sonucu oluşan çeşitli üst solunum ve akciğer rahatsızlıkları


d. Ağır Yük Kaldırmadan Kaynaklı Risklerix


-Kas zedelenmeleri,sırt ve omuz ağrıları

II.
KİMYASAL RİSK FAKTÖRLERİ
x

 


a.
Taşınabilir makinaların yakıt ve yağları


– Benzen, toluen, hidrokarbon gibi kimyasallara sunuk kalma sonucu çeşitli zehirlenmeler, cilt sorunları,aşırı sinirlilik, yangın riski


b. Böcek ve çeşitli zararlılar ile mücadele ilaçları


– Özellikle bu maddeleri kullanan kadınlar ve çevrede bulunan çocuklar için zehirlenme riskleri

III.
BİYOLOJİK RİSK FAKTÖRLERİ
xi


– Hayvan ve bitkilerden geçen çeşitli enfeksiyon ve hastalıklar,zehirli böcek ve arı sokmaları, hayvan saldırılarına maruz kalma, çeşitli bitki ve polenlerden kaynaklı alerjiler

IV.
PSİKO-SOSYAL RİSK FAKTÖRLERİ

– Düşük statülü ve güvencesiz iş ortamından ve sosyal ortamdan izole olmuş kamplarda çalışma ve monotunluktan kaynaklı stres ve stresse bağlı rahatsızlıklar

 

– Kamplarda kötü barınma koşulları altında
sağlıksız yaşama, yetersiz beslenme ve temiz su olmamasından kaynaklı
çeşitli sağlık sorunları

2003 yılı Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) İstatistik Yıllığı verilerine göre, 2003 yılında ormancılık ve tomrukçuluk faaliyetlerinde, toplam 107 iş kazası meydana gelmiştir. Kadınlarda iş kazası sayısı 3, erkeklerde 104’dür. Bu iş kazalarından 1 tanesi sürekli iş göremezlik ile sonuçlanmıştır. İş kazası sonucu ölümlerin sayısı ise 4’dür. Hem sürekli iş göremezlik hem de ölümler sonuçlanan kazalar, erkek işçilerde meydana gelmiştir. İş kazaları sonucu sektörde oluşan toplam geçici iş göremezlik 4.366 gündür. Erkeklerde bu sayı, 4.366 gün; kadınlarda ise 523 gündür.xiiSektörde hiç meslek hastalığı bulgusuna rastlanmamış olması, meslek hastalıklarının olmadığını değil, aranmadığını göstermektedir. Bu, orman işçilerinin iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı korunmasında savunma gücümüzü kıran bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Artvin’de orman işçilerinin sağlık, sosyal ve eğitim sorunları üzerine yapılan bir araştırmada, orman işçilerinin çok çeşitli sağlık sorunları olduğu, bunların ileri yaşlarda çok daha arttığı, ayrıca ciddi eğitim sorunlarının varlığı belirlenmiştir. Bu işçilerde, dolaşım hastalıkları, ağrı-sızı veren hastalıklar, dahili hastalıklar, diş çürüklüğü, kırılma ve yararlanmaların en sık karşılaşılan hastalıklar olduğu gözlenmiştir.xiiiSSK İstatistik Yıllığı’nda yer alan rakamlar, sadece kayıt-içi sektörde yer alan işletmelerde iş kazası ve meslek hastalıklarını göstermektedir. Buna karşın sektörde yer alan kayıt-dışı istihdamın büyüklüğü göz önüne alındığında, iş kazası ve meslek hastalıkları sayısının daha yüksek olduğu görülmektedir.

Tüm bu risklerin ortaya çıkması halinde, işin yerleşim merkezlerinden uzak yerlerde konumlanmasından dolayı, sağlık hizmetlerine ulaşmada yaşanan güçlükler, ilk ve acil yardımın yapılmasını zorlaştırmakta, buna bağlı olarak ölüm ve sakat kalma riski yükselmektedir. İşçinin sosyal güvenceye sahip olmadığı durumda ise, söz konusu kişi ve aile üyeleri için çok daha büyük riskler ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, riskin ortaya çıkmasını önlemek, tazmin etmekten çok daha akılcı bir yaklaşım olmaktadır.



  1. Riskleri Ortadan Kaldırma ve/veya Minimize Etmeye Yönelik Önlemler:



Ormanlarda çalışmanın kendine özgü doğası, bu alanlarda işçi sağlığı ve güvenliği açısından yerel düzeydeki koşullara uygun özgül örgütlenmeleri gerekli kılmaktadır. Bu örgütlenmeler farklı disiplin alanlarından gelen uzmanların oluşturduğu, sürekli risk analizleri ve buna uygun eylem programlarının yapıldığı, tehlikelerin kaynağında belirlenerek, önlenmeye çalışıldığı ve bu konularda sürekli olarak işveren ve işçilere, risklere karşı korunma konusunda eğitimlerin yapıldığı birimler olmalıdır. Bunun yanı sıra kullanılan araçlardan kaynaklı kazaların önlenmesi açısından, makinelerin modernizasyonu, bakım ve onarım işlemleri büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, işçilerin çalışma sırasında kişisel koruyucu malzemeleri kullanmaları için özel önem gösterilmesi gerekmektedir. Sektörde, iş kazası ve meslek hastalıkları riskini arttıran bir unsur olan fazla çalışmanın yaygınlığı, bu sektörde fazla çalışmanın ortadan kaldırılmasını ve/veya rotasyon yöntemi ile işçilerin çalışmasını gerektirmektedir. Bu sektörde çalışmanın zorlu doğası, her şeyden önce bünyece elverişli olan işe alınması ve işe alınanların da periyodik kontroller ile izlenmesini gerekli kılmaktadır. Bunun yanı sıra işçilerin sektörde yaşam ve çalışma ortamının aynı olması, yaşamları açısından ciddi risklerin ortaya çıkmasına neden olan tüm unsurların işçiler tarafından bilinmesini ve bu sürecin bir kültür olarak kendileri tarafından içselleştirilmesini gerekli kılmaktadır. Sağlık hizmetlerine en çabuk ve etkin ulaşımı sağlayacak gezici hizmet sunum sistemlerinin kurulması, acil durumlar için büyük önem taşımaktadır.


Yukarıda sıraladığımız unsurlarının yanı sıra, işin örgütlenmesi ve çalışma ilişkilerinden kaynaklı riskler göz önüne alındığında, sektörde çalışma biçimlerinin ve sosyal güvence haklarının bir bütün olarak, “insana yakışır iş” anlayışı çerçevesinde düzenlenmesi gerekmektedir. Bu noktada atılması gerekli ilk adım ise, sektöre özgü çalışma koşullarının özelliklerini ayrıntılı bir biçimde ortaya çıkaracak araştırma faaliyetlerinin gerçekleştirilmesidir.







i Poschen,Peter,”General Profile”, Encyclopaedia of Occupational Health And Safety , Vol:III, 1998, ILO.




ii Age.




iii Çalışma Hayatı İstatistikleri 2003, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Yayınları, Temmuz 2004.




iv Aydemir, Fatih, Türkiye’de Orman İşçilerinin Sorunları, Yol-İş, Tes-İş, Orman-İş Ortak Yayın No:11,2000,s:12.




v Lira,Juha ve Leino-Arjas, Poivi; “Predictorsa and consequences of unemployment in construction and forest work during a 5-year follow -up”, Scandinavian Journal of Work, Environment and Health, No:25(1), 42-49, 1999.




vi Poschen,Peter,”General Profile”, Encyclopaedia of Occupational Health And Safety , Vol:III, 1998, ILO,s: 68.5




vii Ponten, Bengt,”Physical Safety Hazards”, Encyclopaedia of Occupational Health And Safety , Vol:III, 1998, ILO




viii Beyaz parmak hastalığı, özellikle elektrikli testere ile çalışırken oluşan titreşim sonucu değişen kan dolaşımına bağlı olarak soğuk havalarda, parmakların beyazlaşması olarak bilinen beyaz parmak hastalığı, sektörde dışarıda çalışan işçilerde sık görülen bir meslek hastalığıdır.




ix




x Kangas, Juhani, “Chemical Hazards”, Encyclopaedia of Occupational Health And Safety , Vol:III, 1998, ILO




xi Augusta, Jörg”Biological Hazards among Foresty Workers”,”, Encyclopaedia of Occupational Health And Safety , Vol:III, 1998, ILO




xiiSosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı İstatistik Yıllığı 2003.




xiii Necati Çolak, Artvin Yöresi Orman İşçilerinin Sağlık Sosyal ve Eğitim Sorunları Üzerine Bir Araştırma, Yüksek Lisans Tezi,1998.