LASTİK İMALAT SEKTÖRÜNDE İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ

I-GENEL PROFİL

Kimyasal maddeler, renklendiriciler ve değişik kauçuk türleri ile diğer hammedeler çok yüksek ısı ve basınç altında çalışan Banbury adı verilen karıştırıcılarda işleme tabi tutulur. Bunun sonucunda ortaya esneyabilen, sakıza benzeyen bir kauçuk bileşiği çıkar.

Daha sonra bu karışım soğtulur ve çeşitli işlemlerden geçirildikten sonra dilimlere ayrılır ve ezicilere aktarılır. Bu ezicilerde hazırlana değişik hamur bileşimleri farklı şekiller verilerek kesilir ve buna göre lastik yanağı, sırtı ve diğer parçaları oluşturulmuş olur. Bir başka kauçuk türü ise lastiğin gövdesini oluşturan polyester veya naylon kumaşı kaplar.

Bundan sonra tekerlek jantından gelen sürtünmelere karşı koruyucu görevi gören tellerden yapılan kumaş kat yapılır ve Chafer Şeridi eklenir.

Lastiğe yol tutuş kabiliyeti veren ve delinmeleri engelleyen çelik kuşaklar en son eklenir ve lastiğin sırtı tamamlanmış olur. Ardından otomatik merdaneler tüm parçaları birbirine presleyerek yapıştırır.

Bunun ardından sıcak kalıplar lastiği şekillendirir ve vulkanizasyon yolu(kükürt) ile sertleştirir. Bu kalıplar, imalatçının sırt deseni ve yanak işaretleri ve yasaların gerektirdiği işaretleri içerir. Lastikler, ebatlarına bağlı olarak 300 derecede pişirilir.

Eğer lastiklerde, dikkate alınması gerekmez diye düşünülen en ufak bir leke dahi olsa bu lastikler hatalı kabul edilir. Bazı kusurlar, bir kontrol memurunun eğitimli gözleri veya elleriyle tespit edilirken, diğerleri özel makineler tarafından tespit edilir. Bu muayeneler, yüzeyle sınırlı kalmaz. Bazı lastikler, gizli zayıf noktaları veya iç kısımlarındaki kusurları belirlemek amacıyla üretim bandından çekilip, X-ışınlarından geçirilir. Buna ek olarak, kalite kontrol mühendisleri, rastgele seçilen lastikleri düzenli olarak kesip, bunların performans, kullanım veya güvenliği olumsuz yönde etkileyen yapılarını tüm ayrıntılarıyla incelerler

II- KAZALAR, HASTALIKLAR VE ÖNLEMLER

Lastik imalat sektöründe iş sağlığı ve güvenliği giderek daha da fazla önem kazanmaktadır. Son zamanlarda işyerinde meydana gelen ciddi kazalar, ortamda maruz kalınan koşullardan kaynaklanan önemli meslek hastalıklarının üzerini örtmektedir. Uzunlaşan gizli kalma süreçlerinden ötürü bazı hastalıkların farkedilir hale gelmesi, işçinin yıllarca çalıştığı işyerinden ayrıldıktan sonra geçirdiği zamana denk gelmektedir. Yıllar içinde işçi çalışırken gelişen hastalık kendini gizleyebilmekte ve işçi çalışmayı bıraktıktan sonra fark edilmektedir. Bazı hastalıkların kaynağı işyeri ortamında maruz kalınan maddeler olmasına rağmen, bunların birçoğu meslek hastalığı olarak teşhis edilmemektedir. Bunlarla birlikte, lastik imalatında kauçuk ile çalışan işçiler arasında kanser gibi ciddi hastalıklara da rastlanmaktadır.

ILO’nun verdiği bilgilere göre, lastik imalat sektöründe çalışan işçiler üzerinde yapılmış olan bilimsel çalışmalar, mesane, mide, akciğer ve çeşitli kanserlerden* ötürü ölüm oranlarının normalden yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Bu ölümler genelde spesifik bir kimyasala maruz kalınmış olmaya bağlanamamaktadır. Daha çok imalat aşamısında birden çok iş yapılırken kullanılan kimyasalarının pek çoğuna maruz kalınmış olmasındandır. Kauçukla birlikte kullanılan materyallerin formulasyonlarının çeşitliliği ve değişmeler kanserlere tam olarak neyin sebep olduğunu ortaya çıkarmayı zorlaştırmaktadır.

Lastik imalatında çalışan işçiler arasında görülen diğer sağlık sorunları ise solunum yolları ve solunum yollarının tahriş olması ile ilintilidir. (Göğüs sıkışması, nefes darlığı, vb.). Anfizem*, lastik imalat sektöründe çalışanların erken emekliliklerine sebep olmaktadır. Lastik imalatı sırasında karıştırma, ezme, damak, kat, sırt, pişirme ve tetkik gibi üretim aşamaları sırasında çeşitli kimyasallar ve gazlara maruz kalınmaktadır. Bunların bir kısmı solunum yolları rahatsızlıklarına sebep olmaktadır.

Birçok işçide ise kontakt dermatit* gibi cilt rahatsızlıklarına rastlanmaktadır. Lastik yapımında kullanılan kimyasal solvanlar, kükürt, yağlar, reçine, kauçuk ve kurum cildin tahriş olmasında etkili olabilir.

Tekrar eden hareket, titreşim ve basınç nedeniyle tenosinovit, karpal tünel sendromu*, sinovit ve gürültüye bağlı işitme kaybı gibi travma rahatsızlıkları görülür.

Lastik imalatında işgücünün yeniden yapılandırılması sürecine koşut olarak, çalışan işçilerin ortalama yaşı giderek yükselmektedir. Bununla birlikte sayıca çok daha fazla imalatçı fabrika aralıksız üretim yöntemini benimseme yoluna gitmektedir. Sürekli çalışan fabrikalarda 12’şer saatlik vardiya ve rotasyon sistemleri uygulanmaktadır.

Kauçuk Kontakt Dermatiti

Kauçuk ve türevi ürünlerle temas eden işçilerde cilt hastalıklarına sıkça rastlanmaktadır. Bu hastalıklar; iritan(tahrişe bağlı) kontakt dermatit*, alerjik kontakt dermatit*, kontakt ürtiker(kurdeşen)*, xerosis(kuru cilt), miliaria(Ter Retensiyon Sendromu, pişik, isilik) ve fenol türevlerinden kaynaklanan depigmentasyon*.

En çok görülen, güçlü kimyasalara, solvanlara ya da nemli ortamlara maruz kalma nedeniyle görülen iritan kontakt dermatittir*. Alerjik kontakt dermatit*, kauçuk imalatı sırasında eklenen hızlandırıcılar, vulkanizerler, antioksidanlar ve antiozonantlardan kaynaklanmaktadır. Bu maddeler bitmiş ürünlerde de bulunduğu için üretimin her aşamasında çalışan işçiler tarafından dokunulduğunda ve maruz kalındığında kontakt dermatite neden olabilir.

Bazı işçiler bu hastalıklara Kişisel Koruyucu Donanımlar kullanmadıkları için bazıları da bu koruyuculara karşı duyarlılık geliştirdikleri için yakalanmaktadırlar. Şüphelenilen alerjene karşı yapılacak tıbbı testler, alerjen kontakt dermatiti, iritan kontakt dermatitten ayırmak konusunda önemli olmaktadır çünkü unutulmamalıdır ki ikisi bir arada görülebilmektedir.

Kontakt dermatit*, otomatik karıştırıcılar, kimyasalların önceden harmanlanması, yerel cebri çekişli havalandırma cihazları, bilinen alerjenlerin yerine alternatifleri ile ikame edilmesi ve elbette solunum koruyucu donanımların ve koruyucu giysilerin kullanımı(eldiven-elbise)yoluyla önlenebilir ya da azaltılabilir.

*

Amfizem, akciğerlerin en ufak birimi olan hava keseciklerinin (alveoller) harap olduğunda ortaya çıkar. Amfizem akciğerlerdeki alveollerin genişlemesi ve yapılarının bozulmasıdır. Klasik belirtisi nefes darlığıdır.

Depigmentasyon, deride melanin pigmentinin azalması veya kaybolması sonucu deri renginin azalmasıdır.

Kanser, Latincede yengeç anlamına gelen “crab” sözcüğünden türetilmiştir. Yunanlı hekim Hipokrat, hastalığın başladığı bölgeden diğer organlara yayılmasını  gözlemleyerek  bu tanımlamayı yapmıştır. Kanser vücuttaki bir hücre grubunun farklılaşarak, aşırı ve kontrolsüz şekilde çoğalması sonucu meydana gelmektedir. Normalde hücrelerin büyümesi ve çoğalması bir düzen içerisinde olmaktadır. Buna paralel olarak doku ve organlar da görevlerini normal  olarak yapabilmektedirler. Ancak bu hücreler anormal şekil ve hızda büyümeye ve çoğalmaya başlarlarsa, tümör adı verilen kitle oluşumuna yol açarlar. Bu anormal hücrelerin köken aldığı organa göre hastalık adlandırılır(akciğer kanseri, meme kanseri, prostat kanseri vs.). Kanserler, iyi huylu ve kötü huylu olarak adlandırılırlar. Kötü huylu olanlar yayılma eğilimi yüksek olanlardır. Kanser hücrelerinin bütün vücuda yayılmasına metastaz adı verilir.

Karpal tünel sendromu, elin ve el bileğinin ağrılı bir hastalığıdır. Karpal tünel, el bileğindeki kemik ve diğer dokuların oluşturduğu dar bir kanaldır. Bu tünelin içinden median sinir geçer. Bu sinir başparmak, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağının duyusunu alır ve başparmaktaki kaslara kumanda eder. Bu tünelin içerisindeki bağlar ve tendonlar şişip gerildiği zaman, median sinire baskı yaparlar. Bu baskı giderek karpal tünel sendromunu oluşturur.

Kontakt dermatit, derinin bazı maddelerle teması sonucu oluşan bir reaksiyondur. Bu reaksiyonların % 80’ i tahrişe bağlı reaksiyonlar (örneğin: bulaşık yıkama sonucu oluşan el gibi), % 20’ si de allerjik reaksiyonlardır. Reaksiyon temastan hemen sonra oluşmaz. Temas sonrası 1-3 gün sonra oluşan belirtiler genellikle 1 hafta veya daha sonra kaybolur. Deri kırmızı, kaşıntılı, iltihaplı ve kabarcıklı bir hal alır. Reaksiyon genellikle temas yerinde en yoğundur; derinin diğer bölgelerinde de olabilir.

Ürtiker kelimesi, latincesi Urtica olan ısırgan otundan gelmektedir. Ciltte oluşan döküntü, ısırganotuna dokunulduğu zamanki ile benzer olduğundan bu adı almıştır. Halk arasında kurdeşen olarak bilinen bu cilt rahatsızlığında, hafif kabarık halde, kızarık, çoğu zaman sınırları belli olan, farklı boyutlarda döküntüler görülür. Bu döküntüler genellikle birkaç saat içinde oluşur ve kaybolur. Aynı yerde uzun süre kalmaz. Eğer 6 haftadan fazla bir süre cildi etkiliyorsa buna kronik eğer bu süreden az ise akut ürtiker denir. Güneşten, sıcaktan, soğuktan, stresten, basınçtan, bir materyale dokunmaktan ötürü bu hastalık görülebilir.